Checkpoint Charlie
Doğu - Batı Berlin zamanının ünlü noktası; Checkpoint Charlie
Berlin’de Tegel ve Schönenfeld olmak üzere iki adet havalimanı bulunmakta. 1 tane daha yapılıyor ancak Avrupa’daki kriz sebebiyle bitmesi biraz gecikti. Tegel şehre en yakını. Bu nedenle tabiki eğer seçme imkanınız varsa Tegel’e uçmanızı öneririz.
Havalimanından şehre otobüsle geçebilirsiniz. Taksi’den çok daha ucuz ve konforlu. Detaylı bilgi için tıklayın , ya da diğer alternatif için buraya tıklayın .  20 dakika’da şehirdesiniz. Üstelik 5 eurodan daha ucuz bilet fiyatıyla…
Almanya gibi bir ülkede toplu taşıma çok gelişmiştir. Bu nedenle herhangi bir istasyondaki kiosk’lardan istediğiniz yere istediğiniz zaman bilet alabilirsiniz. Her şey o kadar iyi tanımlanmıştır ki kaybolmaktan korkmayın. Üstelik Kiosklarda Türkçe dil seçeneği bile var!

Alexanderplatz, ismini Rus imparatoru 1. Alexander’ın şehre 1805 yılında yaptığı ziyaretten almaktadır. Ancak günümüzdeki ünü 368m yüksekliğindeki TV kulesinden gelmekte. Detaylı bilgi için tıklayın . TV kulesine çıkıp şehir manzarası almak size kalmış. Gezinize buradan başlayacağınız için çevresini dolaşmak isteyeceksiniz. Ancak bana kalırsa, etrafındaki dükkanların (Primark, Kaufhof v.b) büyüsüne kapılmadan turunuza devam edin. Boş bir vakitte gelip buranın tadını çıkartın.
Alexanderplatz’tan Karl-Liebknecht caddesi üzerinden Brandenburg kapısına doğru yürümeye başlayın. İşte Berlin turunuz şimdi başlıyor!

Rotes Rathaus; Türkçe ismiyle Kırmızı Belediye Binası. İsmini yapıldığı madde olan kırmızı kiremitlerden alıyor. Doğu-Batı Berlin zamanı, Doğu Berlin’e hizmet etmiş, duvar yıkıldıktan sonra 1991 yılında ise Tüm Berlin’e hizmet etmeye devam etmiş.

St. Marienkirche; Yürüme yolunuz üzerinde bu kiliseyi
göreceksiniz. Roma devrine ait olan bu kilise 13. Yy’da inşa edilmiş. Ancak Protestanlığın kabulünden sonra Katolik değil, Protestan kilisesi olarak hizmet vermeye devam etmiş.

Marx – Engels Heykeli; Yol üstünde parkın içinde ünlü filozof Karl Marx ve fikir babası Friedrich Engels’in heykellerini göreceksiniz. Karl Marx ile birlikte Komünist Manifesto’yu yazan Firedrich Engels’in şüphesiz ki Dünya Tarihi’ndeki yeri büyüktür. Alman felsefesini bir cümle ile açıklayamayacağımız için bir paragraf yazı ile Engels ve Marx’ın heykelini neden ziyaret etmeniz gerektiğini anlatalım:

Kaldığım otel'in resepsiyonunda bir kadın ve yanında da kısa-şişman bir adam gördüm. Uzaktan izlemeye başladım. Adam kadını bir köşeye çekti ve yüzüne iki yumruk attı. Ve yüksek sesle bağırdı; "Bana bak lanet fahişe! Şimdi odaya çık ve o adamı memnun et." Ben bunu duyunca kadının odaya çıkmasını engelledim. Polis çağırarak adamı tutuklattım. Kadına bir bilet parası verdim. Ona Manchester'deki fabrikama gidip çalışmasını ve fabrikaya gittiğinde benim adımı vermesini söyledim, bir de kartımı verdim. İnanmadıkları takdirde kartımı göstermesini ve kendisini işe mutlaka alacaklarını söyledim. Ama kadın hızlı adımlarla odaya çıktı. Ben biraz bekledim. Kadın odadan inince ona şunları söyledim: Para her kapıyı açar ama kilitleyemez.
Detaylı bilgi için tıklayın.

Berliner Dom; 1700 yılında yapımına başlanan kilise, 1894 yılında İmparator’un emriyle yıkılıp tekrar yapılmıştır. II. Dünya Savaşı’nda büyük hasar gören kilise 1970’lerin sonunda tekrar inşa edilerek hizmete açılmıştır. Protestan kilisesi olan Berliner Dom’un içinde Protestanlığın önemli din adamlarından biri olan Calvin’in de heykelini görmek mümkün. Üstelik çatı katından tüm şehri görmek de ücretsiz.









Müze Adası; Berlin’in önemli zenginliklerinden biri de müzeler. Özellikle 1900’lerin başında Alman sömürüsü sırasında Türkiye ve Orta Doğu’dan getirilen tarihi eserler buradaki müzelerde sergilenmekte. Ünlü Bergama Müzesi de burada yer almakta. Detaylı Bilgi için tıklayın.
2019 yılında kadar tadilatta olan Bergama Tapınağı dışında, müzenin diğer kısımlarını gezmek mümkün. Gitmeden önce bilet almanızı ve saatinde kapıda olmanızı tavsiye ederim.


Unter Den Linden Caddesi; Caddenin Türkçe çevirisi tam anlamıyla, “Ihlamurlar Altında” caddesidir. İmparatorluk zamanında imparator, bu caddede bulunan Ihlamurlar arasından atıyla Brandenburg kapısına kadar gider ve oradan şimdi de karşınızda göreceğiniz ormana avlanmaya gidermiş. Tabi savaş sırasında buradaki ıhlamurlardan eser kalmamış. Ancak savaş sonrasında ağaçlar tekrar dikilmiş.
Bu cadde üzerinde ufak bir mola verebilirsiniz. Brandenburg kapısına yakın bir Starbucks bulunmaktadır.
Brandenburg Kapısı: Şehrin simgesi haline gelen kapı 1730 yılında inşa edildi. II. Wilhelm tarafından barış ve refah göstergesi olarak atfedilen kapının üstünde “Quadriga” bulunmaktadır. Napolyon’un Berlin’i fethinden sonra bu Quadriga Paris’e götürülmüştür. Napolyun’un devrilmesinden sonra ise geri getirilerek kapının üzerine yerleştirilmiştir. Atların sırtındaki barış tanrısının eline ise Prusya kartalı ve demir haç yerleştirilmiştir.
Detaylı bilgi için
tıklayın.

Reichstag; Brandenburg kapısına çok yakın olan bu parlemento binası, Cam Kubbesi ile ünlüdür. Bu kubbe günümüzde de gezilebiliyor. Tarihteki önemi ise, 27 Şubat 1933’te çıkan yangındır. Bu yangın sırasında Komünist milletvekilleri Nazi’ler tarafından yakılarak öldürülmüştür.









Soykırım Anıtı; Reichstag’dan çıktıktan sonra, parkın kenarından Brandenburg kapısını geçerek bu alana ulaşabilrisiniz. Bu mezar taşlarına benzeyen anıtlar, soykırım sırasında ölen Yahudi gençlerine adanmış. Üstünde koşturmak, sesli gülmek yasak.
Detaylı bilgi için tıklayın.

Gendarmenmarkt; İki kilisenin karşılıklı yerleştirdiği çok güzel bir meydan. Christmas zamanına denk gelirseniz, Christmasmarkt’a uğramayı unutmayın. Çok eğlenceli geçeceğine eminim.

Checkpoint Charlie; Filmlerin ünlü sahnelerinin geçtiği Checkpoint Charlie, Friedrich strasse üzerindedir. Berlin’in Doğu ve Batı şeklinde ayrıldığı dönemde, Rus ve ABD tanklarının karşı karşıya geldiği geçiş kapısı. Günümüzde kapı aynı şekilde muhafaza ediliyor ve ABD asekrleri ile mizansen yaratılıyor. Fotoğraf çektirmek 2 Euro. Checkpoint Charlie etrafında Berlin Duvarı ile ilgili çok güzel müzeler var. 3D görüntüler ile izlemek isterseniz giriş ücreti veriyorsunuz. Ancak sadece resimlere bakacağım derseniz hemen köşede ücretsiz yerler var. Bu arada yerlere dikkat edin, Berlin Duvarı’nın üstünden geçiyor olabilirsiniz.

Topography of Terror;  Checkpoint Charlie’de yakın gelecek hafızanızı tazeledikten sonra mutlaka bu müzeye girmelisiniz. Berlin Duvarı’nın ayakta kalan bir kısmının müze haline getirildiği bu alanda yüreğinizin kaldırmayacağı bilgiler mevcut.

Potsdamer Platz; Bugünün son durağı olarak Potsdamer Platz’ı seçebilirsiniz. Büyük bir Sony Center’ın olduğu AVM’de büyük de bir LEGO Center var. Yemek yemek isteyenler için köşede Türkiye’den tanıdık bir lezzet Va Piano Restaurant’ını bulabilirsiniz.











Tiergarten; İşte benim gözümde Berlin’i Berlin yapan şehrin göbeğindeki büyük park. Ya da orman mı desek? Hava güzelse burayı bisikletle gezmenizi tavsiye ederim.

Hayvanat Bahçesi; Klasik Hayvanat Bahçesi, Avrupa’da ünlüdür. En büyüklerinden biri… Zamanınız varsa tavsiye ederim.

Kurfürstendamm; Yerel dilde uzun geldiği için Ku’damm da denir. Bağdat Caddesi gibi uzun bir Alışveriş caddesi. Apple Store isteyenler için adres burası. Toplu taşıma ile gelenler için Kaiser Wilhelm kilisesinde inip dolaşmaya başlanabilir. Europa Center, Karstadt ve Kaufhaus des Westens gibi ünlü AVM’ler bu cadde üzerinde yer almaktadır. Yarım günün harcamak isteyenelr için birebir lokasyon.

Osman’ın Evi; Duvar’dan önce yapılan ve Berlin Duvarı sırasında da tapusunu alan ünlü Türk Osman Amca’nın evi. Tarihi spekülasyonlar çok fazla ancak genel olarak bilinen hikaye, Osman Amca’nın evi Batı Almanya topraklarına aitmiş. Ancak duvar çekildiğinde Doğu tarafında kalıp kendisine tapu verilmiş. Duvar yıkılınca da tapulu olduğu yıkılamamış. Halen harap bir şekilde yolun ortasında durmaktadır. Toplu taşıma ile ulaşım biraz zor. Taksi kullanmanızı tavsiye ederim.

East Side Gallery; 1,3 km uzunluğunda Berlin Duvarı’nın grafiti ile süslenip açık hava müzesi haline geldiği kısım. Leonid Brezhnev ve Erich Honecker’in öpüştüğü grafiti ile ünlüdür.

Berlin’de Gece Hayatı;

Newton Bar; Favori barım… Bir gecenizi mutlaka ayırmalısınız. Kokteyl üzerine uzmandır.
Berghain, Monkey Bar gece kulüplerinden bir kaçı…


Berlin’de nerede yemeli?
Berlin’de önerdiğim birkaç restaurant var. Özellikle kendi bütçemizi göz önünde bulundurarak lezzetli ama ekonomik yerler önermeye çalışıyorum ☺

Hofbräu Berlin; Tam bir Bierhaus. Üstelik domuz dışında seçenekler de var.
Borchardt Restaurant;  Schnitzel’i ile ünlü
Rausch Schokoladenhaus; Gendarmenmarkt meydanındaki ünlü çikolatacı. Bir kahve için durmalısınız.
Adnan Restaurant; Evet Türk Restaurant’ı. Ancak Türk yemekleri hiç yok. Tamamen İtalyan menüsü hazırlıyor. Berlin’in ünlü restaurantlarındandır. Akşam yemeği için düşünebilirsiniz.
Mustafa’s Gemüse Kebap; Adından da anlaşılacağı gibi Mustafa Abi’nin prefabrik büfesi. Önünde uzun sıralar olur. Kısacası sebzeli döner…
Claerchen Ballhaus; Gitmek hiç nasip olmadı ama içimde kalmıştır. Siz giderseniz bize yorumlarınızı yazın ☺