Gezgin: DİDEM BAYCAN.
Themes Nehri
Bebek dostu gezi
 Londra | Çocukla Londra Gezisi
 
Öncelikle gezi süremiz 4 gün gibi görünse de, uçak yolculuklarını çıkarınca, geriye net 2,5 gün kalıyordu. Gezi planımızı yapmaya başladığımda ilk olarak moveandtravel.com'daki Londra bölümünü inceledim. Daha sonra internette ve aldığım gezi kitaplarında araştırma yapıp, bu 2,5 günde nerelere gitmek istediğimizi ve gidebileceğimizi belirledim. Google Maps ve Google Earth’te gezi noktalarımızı bulup harita üzerine işaretledim. En son olarak Instagram’da #London etiketli fotoğrafları araştırıp, içlerinde beğendiklerimi kaydettim. Gezi planımız haritaları, ve ulaşılacak metro istasyonlarıyla birlikte ortaya çıkmış oldu. 
Zone 2’deki Hampstead bölgesinde, Premier Inn Hampstead Hotel’de kaldık. Odalar gayet temiz ve konforluydu. Kahvaltılarımızı da otelde yedik. Bir English Breakfast, bir adet de Continental Breakfast aldık. Çocuk konaklaması ve kahvaltısı ücretsizdi. Kahvaltı, alışılmış Türk kahvaltısına benzemese de, omlet, yumurta gibi çeşitler oluşu yeterli geldi.

1.GÜN
Londra’ya yerel saatle 11:00 sularında Gatwick Havalimanından giriş yaptık. Express trenle 30 dakikada şehrin merkezi tren istasyonlarından biri olan Victoria’ya ulaştık. Victoria tren istasyonunda önceden almayı hedeflediğimiz Travelcard isimli şehir içi seyahat kartını aldık. Travelcard’lar sadece tren istasyonlarında satılıyor.
 
Oyster ve Travelcard olmak üzere iki seçeneğimiz var. Yalnız Travelcard’ın 7 günlük 2-4-1 tipi var. London Zoo, Madame Tussauds, Shakespeare’s globe gibi bazı ücretli girişi olan aktivitelerde, 1 bilet alana 1 bilet ücretsiz oluyor. Oyster ise, İstanbul Kart gibi, istediğiniz miktarda para yükleyebileceğiniz, günlük 6,5 £’luk harcamadan sonra ücretsiz olan bir seyahat kartı. Aslında Oyster, ücretli aktivitelere gidilmezse 7 günlük travelcard’dan daha uygun. Ama 2-4-1 tipi Travelcard, aktivitelerde bir biletimiz ücretsiz olunca, toplamda çok çok daha uygun oldu. £32.40
  
























 Üstelik Travelcard otobüslerde de geçiyor.
 
Aman bu broşürü yanınızda taşımayı ihmal etmeyin. Bilet gişesinde, broşürün en arkasındaki minik formlardan birini doldurup gişeye vermeniz gerekli.
 
İşte bu aktivitelerde 2-4-1, yani 1 bilet alana 1 bilet ücretsiz olarak giriş yapılabiliyor.
 
Otelimize yerleştikten sonra, yakında Pizza Express’te bir öğle yemeği yiyip, metroyla şehir merkezine gittik.
 


















​  

Whitehall üzerinden yürüyerek Trafalgar Meydanı’na ulaştık. National Gallery burada. Bu müzeye girmedik, kapanış saatini kaçırmamak üzere British Museum’a gittik.
​ (Trafalgar’daki Charing Cross metro istasyonundan, Tottenham Court Road istasyonuna)
  





















British Museum’un giriş holünde merdivenlerde oturmak bile bize yetti. Zaten kapanış saatine çok az bir süre kalmıştı ve sadece bir salonu gezebildik. Yine de müzenin aydınlık giriş holüne bayıldık.
Müzeden çıktıktan sonra yürüyerek Covent Garden’a ulaştık.



















  
Önündeki  meydanda çok sık olduğu üzere yine bir gösteri vardı. Daha sonra ara sokaklarda yürüyerek Leicester Square’e geldik. Burada çok büyük bir M&M’s World mağazası var.
Çocukla içeri girerseniz, bir süre çıkamayabilirsiniz. M&M’i de geçtikten sonra ünlü ışıklı reklam panoları ve Eros heykeli olan Piccadilly’ye geldik. Sonrasında meydandaki metro istasyonundan (Piccadilly Circus) otelimize geri döndük.



















2. Gün















  
Bugün rotamız yoğun. Zaten gün sonunda baktık ki 14 saatte yaklaşık 25.000 adım atmışız. Üstelik kızımız da bizimle birlikte yürüdü bugün.
 
Oteldeki kahvaltı sonrası, metro ile Camden Town istasyonunda inip,
Camden Market
Camden Road
Camden dükkan cepheleri çok ilginç.




















Camden’ı çok sevdik. Sabah çok erken gittiğimiz için
Camden Lock’s Global Kitchen ’da birşeyler yiyemedik ama bir sonraki Londra seyahatimizde mutlaka buraya yeniden gelmek istiyoruz. Ayrıca Camden’da hediyelik eşya satan dükkanlar çok. Merkeze oranla daha uygun fiyata alınabilir.
 
Camden’da köprüyü geçtikten sonra solda bir açık yiyecek pazarı var. Tüm yiyecekler inanılmaz lezzetli görünüyordu. Ama sabah kahvaltımızı yapıp doğruca Camden’a gittiğimiz için burada bir şey yiyemedik. Mutlaka uğranmalı.




















Sonra 10-12 dakika yürüyerek London Zoo’ya ulaştık. Derin için mutlaka gitmek istiyorduk ve çok beğendik. Penguen ve kelebek bölümlerine bayıldık.
















Burada gezerken birden sağanak yağmur bastırdı. Bir hayli ıslandık. Hemen amfitiyatroya girdik. Burada eğitimli hayvanlarla çok güzel bir gösteri yapılıyordu. Hayvanat Bahçesi dönüşü yine metroya bineceğimiz için Camden’a geri döndük. Burada metro istasyonunun karşısında, Subway’in yanındaki Lamentine’de oturup hamburger ve şinitzel yedik ve metroya bindik.


​​ Burada gezerken birden sağanak yağmur bastırdı. Bir hayli ıslandık. Hemen amfitiyatroya girdik. Burada eğitimli hayvanlarla çok güzel bir gösteri yapılıyordu. Hayvanat Bahçesi dönüşü yine metroya bineceğimiz için Camden’a geri döndük. Burada metro istasyonunun karşısında, Subway’in yanındaki Lamentine’de oturup hamburger ve şinitzel yedik ve metroya bindik.

Oxford Street’e geri dönüp Primark’tan (Tottenham Court Road istasyonu karşısı) Derin’e yağmur çizmesi-kot pantolon alıp üstünü değiştirdikten sonra programımıza kaldığımız yerden devam ettik.











​  
Gloucester Road istasyonuna ulaşıp, Gloucester Road üzerinde yürüyüp, Kynance Mews isimli bu sevimli çıkmaz sokağa ulaştık. Şimdi çok değerli olan bu konutlar, bir zamanlar saraya ait ahırlarmış.
















 
Buradan da yürüyerek Natural History Museum’a ulaştık. Müzenin girişindeki dev dinozor heykeli gerçekten çok çarpıcı ve insana adeta nereye geldiğini özetler şekilde duruyor.
 


















Derin hem dinozorları, hem de bir başka salondaki zürafa, fil, dev balina heykellerine bayıldı. Bu müzeyi de kapanış saatinde terk ettik. Müze kapanış saatleri hep aynı olduğu için maalesef programımızdaki Science Museum ve Victoria & Albert Museum’a giremedik. Zamanınız varsa mutlaka görün. Natural History Museum’un köşesinden South Kensington istasyonuna inip metroya binip Hyde Park Corner’da inerek Hyde Park’a ulaştığımızda saat 19:30’du. İçindeki cafeler kapanmıştı. Ama yine de meşhur göle kadar gittik. Kuğulara hayran kaldık. Kuğular, ördekler, sincaplar hepsi insanlara çok alışık.










 







Yemek yemeye koşarak geliyorlar :) 

Ardından yine metroyla Soho bölgesine ulaşıp Lübnan Restoranında humuslu yemekler yiyip –maalesef beğenmedik- metroyla otelimize geri döndük.
 
3. GÜN
Bugünkü programımız bir gün öncesine oranla daha sakindi. Zaten program 13:30’da sona erdi. Sonra Londra’da yaşayan arkadaşlarımızla Piccadilly’de buluşup bir Pub’a girdik.
 













Otelde kahvaltı sonrası metro ile Southwark istasyonunda inip,
Tate Modern’e ulaştık.
 
 Sergileri gezdikten sonra (maalesef Turbin Hall’da yenileme çalışmaları vardı. Haziran 2016’ya kadar kapalı) en üst kata, cafe & bar kısmına çıktık. Bir şeyler içip yorgunluğumuzu attıktan sonra sergi salonunun nehir tarafındaki kapısından çıkıp Thames nehri boyunca Tower Bridge’e kadar yürümeye başladık

















Tate’in hemen yanındaki Shakespeare’s Globe.
Biraz ilerde London Bridge’in altında Borough Market.
Hemen yakındaki The Shard.














İlerdeki City Hall (Belediye Binası)’u da geride bıraktıktan sonra
Tower Bridge üzerinden karşıya geçtik.
 
Burada Towerhill istasyonundan metroya binerek Monument istasyonunda inerek Gracechurch Street üzerinde yürüyerek Leadenhall Street’e ulaştık. Burada öğrenciyken derste gördüğümüz ünlü Lloyd’s binasını, hemen karşısında daha yeni olan Leadenhall Binasını (Londralıların Cheese Grater dedikleri)
ve onun arkasındaki ünlü 30 St Mary Axe (Londralıların The Gherkin dedikleri) binalarını görüp programımızı tamamladık.

Bank istasyonundan Piccadilly’ye gidip Burger King karşısındaki Bella Italia’da öğle yemeği yedikten sonra arkadaşlarımızla buluştuk. Daha sonra onlarla birlikte Euston’a gidip çok yakındaki St Pacras ve King Cross tren İstasyonlarına gittik.
















Harry Potter kitaplarını ilk çıktığı dönemde kuzenimden ödünç alıp tüm seriyi okumuştum. Bu nedenle King’s Cross’a gitmiş olmak çok mutlu etti beni.
 
Ayrıca tarihi istasyonun büyütülüp yeni bir çatı sistemiyle genişletilmesi işi 2014 yılında tamamlanmış. Bu ödüllü projeye de hayran kaldık. Akşam yemeği sonrası otele döndük.
Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra yola çıkarak metro+tren ile Gatwick havaalanına ulaştık.

Tube: Westminster Station
Big Ben – Westminster Sarayı

National Gallery
Covent Garden
  1. King's Cross
  2. King's Cross
  3. King's Cross
  4. Managing Director
  5. Managing Director
  6. Tate Modern
  7. Shakespeare’s Globe
  8. The Shard
  9. City Hall
  10. Leadenhall
  11. 30 St Mary Axe
  12. Tate Modern
  13. m&m
Londra ile ilgili ipuçları. Londra'da ne yapılır, neye dikkat edilir?

  • Nisan’da hava ısınmış olur diye düşünmeyin. Mutlaka yağmurluk & şemsiye ikilisi yanınızda olsun. Ayrıca termal içlik vb sıcak tutacak giysiler de önerim.

  • Birkaç kere kullandıktan sonra metro ağı sistemine alışıyor ve uyum sağlıyorsunuz. Özenmemek elde değil. Ulaşım çok kolay.

  • Sorry ve Thank You sürekli duyacağınız ve söyleyeceğiniz sözler. Kibar ve anlayışlılar.

  • Şehir düzenli ve havası temiz.

  • Pusetle çok rahat gezilebiliyor. Yalnızca metro istasyonlarına inerken puseti kapatmak gerekiyor o kadar.

  • Yemek seçenekleri bize pek uymadı. Yine çoğunlukla İtalyan Restoranlarında vejeteryan tipi yiyecekler yedik.

  • Çocukla Pub’a girilir, hiç problem değil. Her yerde olduğu gibi orada da elma suyu içti bizimki J

  • Çocukla gideceklere öneri: Özge Lokmanhekim’in “Kemal’in Londra Günlüğü” kitabını önceden alıp birlikte birkaç kez okuyun. Oraya gidince çok faydasını göreceksiniz.
Bir dahaki sefere Londra

Derin'in görmek istedikleri...

  • Shrek’s Adventure (London Eye’ın hemen yanında) Gösterisi

  • London Eye

  • St. Paul Katedrali’nin tepesindeki Fısıltı Galerisi (259 basamak çıkılıyor)

  • Charlie’nin Çikolata Fabrikası Müzikali

  • Science Museum