Colmar
19 Mayıs’ta bayram tatillerini aratmayacak kadar kalabalık olan Atatürk Havalimanı’ndan Basel’e uçtuk. Uçak yolculuğumuz yaklaşık 3 saat sürdü. Basel Havalimanı oldukça küçük bir havalimanı. İsviçre, Almanya ve Fransa olmak üzere 3 çıkışı var. Biz araba kiraladığımız için araç kiralama tarafına gittik ve arabamızı alarak Fransa’ya doğru yola koyulduk.



















1. GÜN
İlk durağımız Mullhouse. Burası değirmen köyü olarak geçiyor. Arabamızı merkezdeki AVM’ye park ettikten sonra şehri keşfe koyulduk. Bir meydanı ve alışveriş caddesi var. Meydanda güzel evler hemen ilgimizi çekti. Meydan derken gözünüzde “çok büyük bir yer” canlandırmayın. Küçük bir meydan ve şehirde yapılacak çok fazla bir şey yok.
Meydanda tur attıktan sonra öğle yemeği vakti gelmişti. Mullhouse’a gelmeden önce yaptığım restaurant araştırmalardan o an yakın olduğumuz Chez Auguste’a gidelim dedik. Sygic uygulamasına (internet kullanmadan kullanabileceğiniz bir navigasyon uygulaması) gitmeden önce gezilecek tüm yerlerin ve restaurantların adreslerini girdiğim için restaurantı çok kolay bir şekilde bulduk. Restauranta girmeden önce kapısında Michelin yıldızlı restaurantı olduğunu gödüğümde “sanırım yanlış yerdeyiz öğle yemeği için” dedim. İçeri girdiğimde orada yemek yiyemeyeceğimizi hemen anladım. Çünkü insanlar takım elbiseleriyle gelmiş, inanılmaz sofistike bir ortam vardı. Gene de garsonla konuşup ne yemek olduğunu öğrenmek için konuşmaya başlasam da rezervasyonumuz olmadığı için yemek yiyemeyeceğimizi az İngilizce çok Fransızca kullanarak anlattı. Buradan çıkıp yol üzerinde gözümüze kestirdiğimiz “Au Bureau” isimli bir restauranta oturduk, iyi ki de oturmuşuz. Bu restaurant lokal bir restaurant. İçeride pek fazla turist göremedik. Menüsü oldukça zengin. Servis biraz geç olsa da yemekler oldukça lezzetli ve porsiyonları doyurucu. Menüde yer alan Royal Burger'i tavsiye ederim. Hamburger ekmeği yerine patates kroket kullanmışlar, üzerinde de göz yumurta vardı. Hem değişik hem de lezzetli bir tercih olabilir. Ben öğle yemeğinde seçimimi hafif bir seçenek olan Salade Gambas’tan (deniz mahsüllü salata) yana kullandım, çok da beğendim. 4 kişi toplam yemek ve içeceklerle beraber 68 euro ödedik. Orta Gelirli Bir Çift’e uygun bir yemek oldu bence :)



















​​Mullhouse’u gezdikten sonra Fransa’nın en güzel köylerinden olan Egusheim’a gittik. Mullhouse’dan 35 km gittikten sonra bu güzel köye varıyorsunuz. Şarap köyünde olduğumuzu arabadan iner inmez anladık.
Arabadan inince havada bir sürü leylek gördük. Leylek gördüğümüz için sevinip, klasik bir inanış olan “leyleği havada gördük, bu sene çok gezeceğiz, yaşasın” diye sevindik. Ancak gezimiz süresince anladık ki bu bölge “leylekleri” ile meşhurmuş. Ama siz gene de “leyleği havada görmek istiyorum” deyip çok gezmek için buraya gitmelisiniz :)

Leylek o kadar meşhur ki bölgenin simgesi haline gelmiş. Leylek oyuncakları, leylek magnetleri, leylek kuklaları ve daha birçok leylek simgeli ürün görürseniz şaşırmayın.



















Eguisheim’da bir toprak zengini ilk defa “Papa” olmuş. Bu yer için bu oldukça önemli. Bu köyde bir kahve ya da çay molası vermek isterseniz, Patisserie Marx pastanesine mutlaka uğramalısınız. Ekler ve elmalı turtası oldukça lezzetliydi. Ekler 2,30 euro, elmalı tart 3,45 euro, çay 2,90 euro.
Şarap denemesi yapmak isteseniz Brumo Hertz’i tavsiye ederiz.
Eguisheim’ı dolaştıktan sonra Colmar’a gitmek için yola koyulduk. 8 km gittikten sonra asıl rotamız olan Colmar’a ulaştık.

Tüm tatil boyunca Colmar’da konakladık. Otelimizi www.booking.com üzerinden La Rapp Otel’e ayarladık. Merkezde olan bu otelin konumu ve görevlilerin İngilizce bilmesi bizim için en önemli artılardandı.

Otele giriş yaptıktan sonra zaman kaybetmeden kendimiz “büyülü ve masalsı” şehrin içinde bulduk. Aslında Colmar’da yapılacak ve gezilecek yerler için bence 1 tam gün yeter. Ancak gezerken kendinizi o kadar farklı bir yerde hissediyorsunuz ki, ertesi gün aynı yerler size bambaşka gelebiliyor.

17:00 gibi merkeze indik, nerdeyse 1 saatte her yeri gezebildik. Colmar’da nereleri gezmeliyim derseniz;

















Le Petit Venice: Küçük Venedik anlamına gelen bu yerden nehir geçiyor. Etrafında yağlı boya tablolarından çıkmış gibi olan evler&restaurantlar var.  Burada bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Etrafındaki restaurantlarda yemek yiyebilirsiniz.

Saint Martin Kilisesi: Collegiate Saint Martin Kilisesi olarak da bilinen kilise 1235-1365 yıllarında  inşa edilmiş.  Alsace'deki Gotik mimarinin en güzel örneklerinden olan ve birkaç  restorasyon geçiren kiliseye en son 1982 yılında bakım yapılmış.  

Unterlinden Museum: Ihlamurlar ağaçları altında demek. Bu romantik isme yakışır güzellikteki, zarif iç avlulu eski Dominikan manastırı, 1853 yılında müze olarak hizmete açılmış. Fransa’nın en önemli müzelerinden olan Unterlinden, resimden heykele, arkeolojik objelerden kırsal yaşamdan örneklere zengin bir koleksiyona sahip. Matthias Grünewald’ın ünlü Isenheim Altarpiece’i de bu müzede.





















​​La Maison Pfister: ​Colmar'ın en güzel evi. Tarihi bir ev olan bu yer şu anda otel ve restaurant olarak işletiliyor. Üzerinde çeşit çeşit kafa heykelleri olduğundan adına Kafalar Evi denmiş. 

Akşam yemeği için merkezde oldukça fazla seçenek var. Bu seçenekler lezzet ve fiyat açısından oldukça birbirine yakın. Colmar’a gelmeden önce yaptığım araştırmalardan en iyi tarte flambe’nin La Fleur de Sel’de olduğunu farklı kaynaklardan okudum. Otel resepsiyonuna sorduğumda o da aynısını söyledi ancak rezervasyon yapmadan girmeniz zor diye uyardı. Ancak aradım ve açan olmadı. Bakmak için restauranta gittiğimizde kapalıydı ve açılış-kapanış saatleriyle ilgi bir bilgi yazmıyordu. Sonraki günlerde de hep önünden geçtik bakmak için ama ne yazık ki hep kapalıydı.
Biz dış görüntüsünü ve sonrasında içindeki ortamı çok beğendiğimiz Restaurant Les Tanneurs’a girdik. Tabi ki bu bölgenin meşhur yemeği “tarte flambe” yedik. Herkes kendi damak zevkine uygun tarte flambe’yi seçti. Oldukça lezzetliydi. Ancak eğer çok açsanız 1 tarte flambe ile doymayabilirsiniz. Hamuru oldukça ince çünkü. Tarte Flambe çoğu yerde yaklaşık aynı fiyat. Malzemesine göre fiyatı değişmekle beraber ortalama olarak 10-13 Euro civarlarında.
Bu bölgenin sarapları meşhur olduğu için yemeklerde de farklı şarapları denemekte fayda var. En meşhurları Pinot Noir (kırmızı), Pinot Gris (beyaz) ve Gewürztraminer (beyaz ve rose). Gewürztraminer biraz daha aromalı bir şarap. 



 
  
2. GÜN:
İlk günü tamamladıktan sonra yoğun bir gün bizi bekliyordu. Sabah 8 gibi otelden çıkıp bir önceki gün gözüme kestirdiğimiz patiseri olan Poulaillon’da kahvaltımızı ettik. Buarada isterseniz baget ekmeği ve farklı ekmek seçeneklerindeki sandvichlerden alabilirsiniz ya da klasik bir Fransız kahvaltısı olan kuruvasan ve ekmekle servis edilen marmelatlarla güzel geleneksel bir Fransız kahvaltısını tercih edebilirsiniz. Biz hem kuruvasan ve hem sandvich alarak 4 kişi 21 Euro ödedik. Sonraki günlerde de kahvaltımızı hep burada yaptık. Çünkü diğer patiserilerde sadece kuruvasan ve marmelatlı kahvaltı vardı.
















Kahvaltının hemen ardından Alsace Şarap Yolu turumuzun köyleri için heyecanla yola koyulduk. Daha önce de belirttiğim gibi, gitmeden önce hangi köylere gideceğimizi ve bu köylere giderken nasıl bir sırayla gideceğimizi çıkartmıştık. Tabi ki bu köyleri telefonumuzda Sygic navigasyon uygulamasında adreslerini önceden girmiştik. İyi ki de adresleri önceden girmişiz, çünkü yolda bazı köylerin tabelaları çok sonradan çıkıyor. Yani navigasyon olmazsa kaybolabilirsiniz. Kiraladığımız arabada da navigasyon olması çift taraflı kontrol açısından güzel olduJ Hem önceden çıkarttığımız rota hem de navigasyon uygulaması ile hiç vakit kaybetmeden ve kaybolmadan tüm gideceğimiz köyleri gezebildik.

Otelin yakınındaki otoparka park ettiğimiz arabaya 12 saat için 15 Euro ödedik. Burada dikkat etmeniz gereken en önemli şey, otoparklar genelde 21:00’den sonra araç almıyor. Eğer bu saatten sonra aracınızı park edecekseniz, yolda park edilebilecek alanlara park etmeli ve ödemesini yapıp fişi aracın ön camına içeriden görünecek şekilde koymalısınız. Yoksa ciddi tutarlarda ceza yersiniz.

Aracımıza bindikten sonra heyecanla şarap yolu gezimize başladık. Şarap yolu gezisinde manzaranız hep üzüm bağları olacak. Yemyeşil yollarda seyahat etmek paha biçilemez.


Şarap yolu rotamız sırasıyla;

Riquewhir: Colmar’dan yaklaşık 15 km uzaklıkta. Gittiğimiz köyler arasında benim en çok sevdiğim köy burası oldu. Bu köy şarap bağlarının incisi olarak anılıyor. Turist info’dan harita alıp her yeri gezdik. Gözünüzde büyütmeyin 1 saat gibi bir zamanda her yeri gezebilirsiniz, oldukça küçük bir yer. Gezerken burnumuza buram buram gelen hindistan cevizi kokusu bizi mest etti. Kokuyu takip ettik ve bu bölgenin meşhur kurabiyelerinden aldık. Farklı aromalardaki bu lezzeti mutlaka denemelisiniz.
Bu köyde gezilecek yerler arasında İletişim Müzesi  var. Biz içeri girmedik ama önündeki 1830’dan kalma at arabasıyla fotoğraf çektirdik.






















Zellenber: Riquewhir’den 1,9 km uzaklıkta olan bu yer Pinot Noir şarabının üretimiule meşhur. Bu köyde Riquewhir gibi gezilecek bir yer yok. Arabayla köyü dolaştık. Gezilecek bir yer olmaması sebebiyle gitmesek de olurmuş aslında.

Ribuaville: Zellenberg’ten 3,4 km uzaklıkta olan Ribuaville, de Riquewhir gibi gezilecek sokakları olan, güzel dükkanlara sahip tatlı bir yer. Burada ufak bir mola için Restaurant de la Poste'ye oturduk. Bu restaurant köyün girişinde yer almaktadır. Zaten çok fazla restaurant seçeneği olmadığı için hemen oturduk. 2 kahve 1 çay 1 bardak şarap için 10 Euro ödedik.





















Haut Koenigsbourg: Ribuaville’den 14 km uzaklıktaki Orschwiller’de yer alan bu şato, benim bu gezide gitmeden önce en çok merak ettiğim yerlerin başında geliyordu. Arabanızı şatoya gelmeden önce park ediyor ve sonrasında bu görkemli şatonun karşısında büyüleniyorsunuz. Şatonun girişine gelince “acaba girmesek mi” dedim çünkü gezilerimizde genellikle, kale, şato vb yerlere mutlaka gireriz. “Bu da diğerlerine benzer” düşüncesiyle girmiyorduk ama son anda vazgeçip biletlerimizi aldık ve iyi ki de almışız. Kişi başı 9 Euro bilet bedeline gerçekten değiyor. İçerisi oldukça güzel ve harika bir manzaraya sahip. İlk ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de bazı kaynaklar 1147 yılında yapıldığını söylüyor.

Itterswiller: Haut Koenigsbourg’tan 30 km sonra varacağımız Itterswiller’de öğle yemeği yeriz diye düşündük. Gitmeden önce burada restaurant da bulmuştum (Arnold Restaurant) ancak bir kısmı kapalıydı. Açık olan yerde yemek değil içecek alınabiliyordu. Restaurantta çalışan garson burada öğle yemeği için bir yer bulamayacağımızı söyleyince ve gezilecek herhangi bir yer olmaması sebebiyle köyün içerisinde arabayla tur atıp bir sonraki durağımız Obernai’ye geçtik.


Obernai: Itterswiller’den 9 km mesafede olan bu köy, bir önceki köye göre daha büyüktü. Yemek yiyebileceğimiz için mutluyduk. Restaurant seçeneği çok fazla olmayınca gördüğünüz ilk yere menüye şöyle bir baktıktan sonra oturmak zorunda kalıyorsunuz. Restaurant In Halle aux Bles’e oturduk. Yemekleri oldukça lezzetli ve porsiyonları büyüktü. Schintzel ve deniz mahsüllü salatası oldukça güzeldi. Fransa’nın meşhur soğan çorbası da Paris’teki kadar güzel olmasa da iyiydi. Hesap diğer günlere oranla en çok burada geldi., 4 kişi 100 Euro ödedik. Köy büyük olmadığı için sokaklarını gezdik ve böylelikle şarap yolundaki gideceğimiz köyleri tamamlamıştık. Ancak daha gün bitmemiştii madem öyle ver elini “Freiburg” dedik.


Freburg’a daha önce Munih’e gittiğimizde de gelmiştik. Hatta Levent 10 yıl önce buraya dil okuluna gelmişti. Frieburg gezisini ayrı bir yazı olarak paylaşacağız. Freiburg’u gezdikten sonra 50 km yol giderek Colmar’a ulaştık. Geldğimizde geç bir saat olduğu için arabamızı otoparka bırakamadık. Otopark detaylarını yazımın başında vermiştim.


Şarap yolunu özetleyecek olursam, gittiğimiz yerlerden bence mutlaka gidilmesi gereken yerler;  Riquewhir, Ribuaville, Haut Koenigsbourg, Obernai. Diğer gittiğimiz köylerde bir kahve molası verebilir ya da arabayla dolaşabilirsiniz.


Gezimizin 3. gününde Strasbourg, 4. gününde ise Basel'e gittik. Bu iki şehri ayrı bir yazıda paylaşacağım.
Mullhouse Meydanı
Poulaillon
Egusheim
Riquewhir
Egusheim-Papa Heykeli
Haut-Koenigsbourg
Le Petite Venice
  1. RIQUEWHIR
  2. RIQUEWHIR
  3. Haut Koenigsbourg
  4. Haut Koenigsbourg
  5. BRETZEL
  6. Haut Koenigsbourg
  7. RIQUEWHIR
  8. RIQUEWHIR
  9. COLMAR
  10. COLMAR
  11. COLMAR
  12. LE PETIT VENICE
  13. EGUSHEIM
  14. EGUSHEIM
  15. EGUSHEIM
  16. EGUSHEIM
  17. TARTE FLAMBE
La Masion Pfister
Restaurant Les Tanneurs
Yemeden İçmeden Dönmeyin!
  
  • Tarte flambe: Almancası Flemmen Kuchen, yanık pide anlamına gelen bu yemek biraz lahmacuna biraz da pideye benziyor. Bu geleneksel Alsace yemeğinde ince açılmış pide hamurun üzerine soğan, krema ve tercihe göre çeşitli malzemelerden seçebileceğiniz ve her yerde bulabileceğiniz güzel bir lezzet.
  • Pinot Noir, Pinot Gris ve Gewürztraminer şaraplarını denemeden dönmeyin.
  • Munster peyniri, bu bölgenin en meşhur peyniri. Biraz yoğun bir tadı olan bu peyniri, özellikle şarap ile tavsiye ederim
  • Yöresel ürünleri bulabileceğiniz ufak dükkanlardan oluşan Marché Couvert'e mutlaka uğrayın.  Bu pasajda ayak üstü deniz ürünleri taze olarak tüketebilirsiniz. Adres: Le Marché CouvertRue des Ecoles 68000 Colmar
  • Bretzel: Meşhur tuzlu çörekleri. Sadesi, peynirlisi ve bazı yerlerde farklı çeşitlerini bulabileceğiniz bu çörek, bu gölgenin olmazsa olmazı. Çayla beraber çok keyifli bir atıştırmalık.
Colmar'da Nerde Yenir?
Alsace Bölgesi Restaurant Önerileri
  
  • Pâtisserie Gilg'in ekler ve makaronu çok lezztli. Erken gitmenizde fayda var. Çünkü ürünler günlük olarak çıkıuyor ve bitince devamı yok.Adres: 60 Grand'Rue 68000 Colmar
  • Egusheim'da Patisserie Marx'ın tatlıları oldukça lezzetli ve taze
  • Au Breau, Mulhouse'da öğlen ve akşam yemek yiyebileceğiniz lokal bir restaurant
  • Colmar'da öğle ve akşam yemeği için Restaurant Les Tanneurs ve Brasserie Schwendi'yi öneririm.
  • Colmar'da kahvaltı için Jadis et Gourmande ve Poulaillon'u tavsiye ederim