Dubrovnik - Sahil
1.Gün
Havaalanından arabamızı teslim alır almaz benzinimizi doldurduk ve yola koyulduk. Avrupa’da çoğu yerde benzincilerde görevliler bulunmuyor. Pompalar zaten neredeyse tam otomatik. Bu nedenle Avrupa’da benzin almak kadar keyiflisi yok. İster nakit, ister kredi kartı ile pompalardan yakıtınızı kendiniz doldurabilirsiniz. Pompacı gelmesini beklemeyin, doldurun ödeyin ve gidin.

3.Gün
Hırvatistan'a gelme nedenlerimizden başka biri olan Bosna Hersek için sabah erkenden yola koyulduk. Yaklaşık 140 km harika deniz manzarası ile yol alıyorsunuz. Evet, yol çok virajlı ama geniş. Araç kullanmaktan zevk alanlar için birebir. Dubrovnik’ten, Mostar’a giderken yol üstünde bir botanik bahçe var. Bir nevi Arboretum. İsmi: Trsteno. Yolun üzerinde tabelaları var. Kaçırmanız imkânsız. Doğayı sevenler için birebir. Üstelik öğrencilere indirimli. Mostar çok yakın olduğu için 1-2 saat zaman geçirilebilir.

Manzarayla beraber yolun nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yolculukta manzara dışında dikkatimizi çeken 2 kere pasaport kontrolüne giriyor olmamız. Yugoslavya dağıldıktan sonra Bosna Hersek’e deniz kıyısı yaratmak adına Hırvatistan’ın Dubrovnik şehri ile arasına bir alan yaratılmış. Hırvatistan içinde yolculuk yaparken aslında Bosna topraklarına girip çıkıyorsunuz. Çok kısa bir alan bile olsa Hırvatistan’dan çıkıp tekrar giriş yapıyorsunuz. Ancak kapılar çok rahat. Endişelenecek bir durum yok.

Şehre varmadan önce çok yakında bir Türk köyü var. Burayı çoğu kişinin bilmediğini fark ettik. Tur katılımcılarıyla konuştuğumuzda Bosna'ya gittiklerini ancak bu köye uğramadıklarını, hatta hiç bahsedilmediğini söylediler. Mostar yolu üzerinde çok eski bir kasaba. Bosna Hersek’in en tanıdık yanı Müslüman olmalarından ötürü her yerde cami olması. Ezan sesleri ile yaptığınız yolculuk sizi Türkiye’deymişsiniz gibi hissettiriyor. Bu eski yerleşim biriminde de camiler ayakta. Mutlaka kısa bir tur atmanızı öneririm.














Mostar’a çok yakın mesafede ve yolunuzun üzerinde “Derviş’in Evi” var. İngilizcesi klasik “Derwish House”. Mostar’a gelip buraya uğrayamıyorsanız, boşuna gelmişsiniz demektir. Mutlaka buraya zaman ayırmalısınız. Tam bir Osmanlı evi. Blagaj’da bulunan bu tekke, Osmanlı döneminde İslamiyet’i yayması için kurulmuş. Hatta ilgili valilikten ödenek bile almış. Dağın eteğinde sanki gizlenmiş gibi kurulan bu tekke, 2000’li yıllarda Türk Devleti’nin katkısıyla restore edilmiş ve hizmete açılmış. Bahçesinde bir Türk kahvesi içmeyi unutmayın.

Mostar’a giriş yaptığınızda, Dubrovnik ile aralarındaki farkı çok iyi anlıyorsunuz. Savaşın izleri hala sokaklarda. Evler hala yıkık, şehirde bir hüzün var. Tarihin acı sayfaları, hayatını kaybeden 100.000 kişi ve göç etmek zorunda kalan yaklaşık 2 milyon insan... ya da bir diğer deyişle 2 milyon Müslüman.

Arabamızı park ettikten sonra Mostar köprüsünün dibindeki restaurantlarda Cevapcici yiyoruz hem de ayranla beraber. Meşhur Mostar köprüsüne yakın köşede bir restaurant. Ağaçların arasında ve oldukça kalabalık, gittiğinizde fark etmemeniz mümkün değil. Neredeyse tüm garsonlar Türkçe anlıyor, anlıyor ama konuşamıyor.












Yemeğin ardından Mostar köprüsüne gidiyoruz. Mimar Sinan'ın öğrencisi tarafından inşaa edilen köprü savaş zamanında şehrin bağlantısını kesmek için Sırp topçuları tarafından yıkılmış. Köprünün eski haline göre yeniden inşaa çalışmaları UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle 1997 yılında başlamıştır. Nehre düşen taşlar tek tek çıkartılarak İnşaatı tamamlanan Mostar Köprüsü, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu çok sayıda devletin temsilcilerinin hazır bulunduğu bir törenle, İngiliz Prensi Charles tarafından 23 Temmuz 2004 tarihinde açıldı. Açılışı, çok sayıda televizyon kanalının yaptığı naklen yayınla seyircilere ulaştırdı.
Mostar Köprüsü, eski Mostar şehriyle birlikte 2005 yılında Dünya Miras Listesi'ne eklenmiştir.
Mostar köprüsünü geçtikten hemen sonra tarihini resim ve videolarla anlatan müzeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz.  
Köprüyü hemen geçtikten sonra Mostar köprüsü manzaralı cafelerde oturup bir kahve içebilirsiniz. Türk kahvesinin birebir aynısını güzel bir sunumla içebilirsiniz. Türk elçiliği yine bu sokakta. Hemen yanında bir cami. Bu camiden Mostar manzarası bambaşka.

Yaklaşık 1,5 – 2 saat Mostar için yeterli. Yalnız Hırvat parası burada geçmiyor. Geçiyor ama çok laf işitiyorsunuz. Euro veya dolar bulundurmanızda fayda var.
Mostar’dan 16:00 gibi çıkarsanız yaz döneminde Dubrovnik'e dönerken muhteşem sahil şeridinde gözünüze kestirdiğiniz birkaç koyda durup denizin tadını çıkartabilirsiniz. Biz de öyle yaptık. Yemeğimizi Old Town'da yiyerek 3.günümüzü de bitirdik.

4.Gün
Dönüş günü geldi çattı. Uçağımız öğlen olduğu için, sabah otelden ayrılıp Old Town'a Nutellalı krep ve kahve eşliğinde veda ettik. Havaalanına giderken harika deniz manzarası dikkatimizi çekti. Durup fotoğraf çekildikten sonra havaalanına gidip dönüşe geçtik. 
Küçük bir havaalanı olduğundan, Duty Free alışverişinizi Türkiye'den yapmanızı öneririm



Sabah erken saatte vardığımız şehirde tüm gün bizimdi. Uçuş süresinin de kısa olmasından ötürü çok kısa ve konforlu bir yolculuk. Ancak ne yazık ki artık direk uçuş yok :( Önce otele yerleştik. Oteli zaten tur ayarlamıştı. Lokasyon olarak “Babin Kuk” bölgesinde kaldık. Otelimiz Valamar Club, deniz kenarında olduğu için hemen önünden denize girme şansımız vardı. Hırvatistan’da yapılacak en önemli aktivite: deniz! Ancak Hırvatistan’daki ilk kural, denize girmek istiyorsanız sahil beklemeyin. Dalmaçya’nın en büyük yapısı, dik yamaçlar ve kayalarla dolu sahiller. Evet denize girmek veya kumlarda yatmak için çok konforlu değil (çoğu yerde kum bile yok) ama bu yapısı sayesinde muhteşem bir denizi var. Levo daha önce gittiğinde Rixos Hotel’in arkasındaki Hotel Lero’da da konaklamış. Denize kıyısı yok ama bütçe sebebiyle tercih etmek isteyenler için öneririz.

Dubrovnik’te yapılacak en büyük aktivite gündüz deniz sonrasında da Old Town’ı dolaşmak olacaktır. Bu eski şehir, Game of Thrones’un da çekimlerinin yapıldığı yer. Hatta yeni habere göre Star Wars serisinin VIII. Filminin de bir kısmı burada çekilecekmiş. Otobüs bileti otel içinde satılıyordu. Merkez de hemen hemen 15-20 dk uzaklıktaydı. Kale içerisindeki Old Town çok büyük olmayan, birkaç saatte gezebileceğiniz bir yer. Araçla gitmeye çalışmayın. Otopark büyük dert. Otobüsler rahat ve sık. Merkez, küçük olmasına karşın çok keyif alacağınız restaurantlar, barlar ve mağazalar (ara sokaklarda hediyelik eşya alınacak alınacak çok tatlı mağazalar var) ile dolu. Tavsiyem mutlaka tüm ara sokakları gezin, hatta ara sokaklarda kaybolun. Küçük bir not: Eski şehrin girişindeki tüm çeşmelerden su içilebiliyor.

Deniz mahsülü yemeden dönmeyin, çok taze ve uygun fiyata yiyebileceğiniz yerler mevcut. Biz kalenin deniz tarafındaki restaurantlardan gözümüze kestirdiğimizde yedik. Porsiyonlar oldukça doyurucu ve çok lezzetliydi. Old Town'daki restaurantların fiyatları birbirine çok yakın. Bosna Hersek’ten dolayı çok fazla müslüman garson görmeniz mümkün. Türkiye’den geldiğinizi anlayınca hemen muhabbet koyulaşıyor.
Old Town'ın merkezinde tabiki bir saat kulesi var.
Detaylı bilgi için tıklayın.  Saat başlarını takip edin derim. Özellikle asker değişim zamanlarda bu meydan çok hareketli oluyor. Saat kulesi ile yanında bulunan kilisenin arasından yukarı bir yol gider. Denize inmeye çalışmayın surların yanından yukarı doğru tırmanın.  Boş ve dar sokakları takip edin. Girişinin anlaşılamayacak kadar ufak olduğu, ama muhteşem bir manzarası olan harika bir kafe karşınıza çıkacak. İsmi Buza Bar. Gün batımında burada kendinize bir şeyler ısmarlayarak şımartın derim ben.

2.Gün
Görüntüsü harika olan denizine girmek için sabah kahvaltısından sonra otelden çıkıp arabamıza bindik. Beğendiğimiz yerlerde durup denize gireriz diye düşünmüştüm ki Lewo daha önce Dubrovnik'e geldiği için harika bir koy biliyormuş. Maceraya bugünlük gerek yok deyip şehir merkezindeki koya gittik. Bize kalırsa Dubrovnik’te denize girilebilecek en iyi lokasyon burası. Vlaha Bukovca caddesi üzerinde “Crkva sv. Jakova kilisesi önünden yaklaşık 300 merdiven inip sahile varıyorsunuz. Gözünüz korkmasın. Uğraştığınıza değecek. Arabanızı kilisenin otoparkına bırakabilirsiniz. Koy, Cruise gemilerinin de yanaştığı bir koy. Denizi inanılmaz temiz, berrak, taşlı, suyu sıcak olmayan, kıyıdan hemen sonra derinleşen bir denizdi. Derin ve dibi gözüktüğü için film sahnesinden çıkma.












Su altı yaşamını birebir görebileceğinizden, Hırvat sahillerinde dikkat etmeniz gereken bir diğer unsur “deniz kestaneleri”. Taşlık bir yapı olduğu için çok fazla deniz kestanesi var. Sahili işletenler genelde ayak basan yerleri temizliyorlar, ancak Hırvatistan’da denize giriyorsanız mutlaka deniz ayakkabısı bulundurun.  Sezlong ve şemsiye kiraladık, ancak şezlong kiralamak istemezseniz kendi havlunuzu da sahile serip plajı kullanabilirsiniz. Türkiye’deki plajlarla karıştırmayın. Avrupa’da deniz ve plajların girişi ücretsizdir. Ancak sahili kum değil taş olduğu için havlu üzerinde yatmak, hele ki Türkiye gibi çok güzel beachleri ve oradaki olanaklara alışkın olanlar için zor olabilir ☺ Sahilde kendi halinde bir cafe/restaurant vardı. Burada aslında bizlere lezzeti çok tanıdık olan Cevapcici (ızgara köfte, eti domuz değil) yedik. Pide ve patates ile servis ediliyor. Mutlaka denemelisiniz.
Akşama kadar vaktimizi koyda geçirip, 300 merdiveni de çıktıktan sonra günün son vakti olan akşamımızı Rixos Otel'in terasında geçirdik. Harika bir manzarası olan otele çok rahatça girebiliyorsunuz. Müşterisi olmayanlar terasında yiyip içerken manzaranın, hatta gün batımının tadını çıkartabiliyor. Yurt dışında tatil yapan Türkler’in en büyük kâbusu olan tuvaletler ise otelde Türk tipi…

Dubrovnik deniz
  1. Managing Director
  2. mostar
  3. Managing Director
  4. Managing Director
  5. Managing Director
  6. Managing Director
  7. Managing Director
  8. Managing Director
  9. Managing Director
  10. Managing Director
  11. Derviş'in evi, Derwish's House
  12. Managing Director
  13. Managing Director
  14. Managing Director
  15. Managing Director
  16. Managing Director
  17. Managing Director
  18. Managing Director
  19. Managing Director
  20. Managing Director
  21. Managing Director
  22. Managing Director
  23. Managing Director
  24. Managing Director
  25. Managing Director
  26. Dubrovnik, old town